www.nefretediyorum.info - Nefret ve Stres Boşaltım İstasyonu
nefretediyorum Üyelik İşlemleri
Kullanıci Adınız
Şifreniz
nefretediyorum Kategoriler
İlişki İlişki
Ünlüler Ünlüler
Eski Sevgili Eski Sevgili
Genel Genel
Trafik Trafik
Aşk , Sevgi ve İlişkiler
Yansıma Yansıma
Seninle Bütün Hayatını Aldatan Hayalet Seninle Bütün Hayatını Aldatan Hayalet
Doğru İnsanı Bulmak Doğru İnsanı Bulmak
Evlilik ve İlişkilere Dair Evlilik ve İlişkilere Dair
Aşka ve Terke Dair ... Aşka ve Terke Dair ...
Nefret Etmek Nedir ? Nefret Etmek Nedir ?
Öykü ve Hikayeler
Çalışma Yasaları Çalışma Yasaları
Bir müddet zeytin yiyeceğiz, sonra ... Bir müddet zeytin yiyeceğiz, sonra ...
Sağlıklı Beslenme
Dengeli (Sağlıklı) Beslenme Planı Dengeli (Sağlıklı) Beslenme Planı
Dünya Mutfaklarından Örnekler Dünya Mutfaklarından Örnekler
Kadınlarda Diyabet Kadınlarda Diyabet
Temel Besinler ve Sağlıklı Beslenme Temel Besinler ve Sağlıklı Beslenme
Sağlıklı Yaşam
Andrenalin Nedir? Andrenalin Nedir?
Adrenalin Adrenalin
Stres Nedir ve Onunla Nasıl Başa Çıkabiliriz ? Stres Nedir ve Onunla Nasıl Başa Çıkabiliriz ?
Stres ve Stresle Başa Çıkma Yolları Stres ve Stresle Başa Çıkma Yolları
Stresli Yaşamaya Mahkum muyuz  ? Stresli Yaşamaya Mahkum muyuz ?
Stres ve Yaşam Stres ve Yaşam
Strese İyi Gelebilecek 52 Maddelik Önlemler ve Dikkate Alınması Gerekenler Strese İyi Gelebilecek 52 Maddelik Önlemler ve Dikkate Alınması Gerekenler
Trafik
Ülkelere Göre Araba Kullanma Stilleri Ülkelere Göre Araba Kullanma Stilleri
Yansıma

Yansıma

Yağmur, sokakta unuttuğum son bakışımı okşuyor dışarıda. Kaldırım taşlarına
takılıp kalan acı ve kokan son bakışımı avutmak istiyor. Oysa ben sadece bir
kaç dakika önce ihanet ettim ona. Bir şemsiyenin korkak gerçekliğine
sığındım, onun saçlarımın arasında dolaşmasına, düşüncelerime sızıp beni
anlamasına , beni rahatlatmasına izin vermedim. Kardeşim yağmuru camların
dışına hapsettim. Sen hiç bir zaman öğrenemeyeceksin benim yağmurla kardeş
olduğumu . Hiç bir zaman bilemeyeceksin boşluğunu yağmurla doldurduğumu.
Yağmur damlalarına yazıp sana yolladığım sevgi sözcükleri kulağına
değdiğinde onları rüzgardan ayırt edemeyeceksin.
Gördüğün ya da bildiğin herhangi birine ait değildi benim sana bakışım.
Tanıdık, bildik her şeyden uzaktı. Çünkü ben, senin özünü selamlamıştım sana
ilk gülüşümde, ilk bakışımda içindeki çocuğun o kocaman pırıltılı gözleriyle
karşılaşmıştım. Senin bende gördüğün kendi farklılığındı, gülüşümde
varolduğunu sandığın gizem kendi anlaşılmazlığındı. Bana açıldığın oranda
beni anladığını sandın. Beni keşfettiğini düşünürken kendi benliğinin çıkmaz
sokaklarında dolaştın. Dört günde dört saat paylaştık birbirimizi ; çok
fazla konuşmadan , hiç bir açıklamada bulunmadan. Hiç bir zaman yapmacıklığa
kaçmadan ; yaşanması gerektiği gibi , gözlerin ve dokunuşların gerçekliğinde
yaşadık dört günde dört inci saati.
Bilemiyorum ,belki ben sendeki ben'e vuruldum , belki sen bendeki sen'e
tutuldun. Daha önce hiç karşılaşmadığımız hiç bir paylaşımda bulunmadığımız,
farklı mekanların, anların, her şeyden önemlisi farklı zamanların insanları
olduğumuz halde binlerce izin vardı bende; sense benim acılarımın izlerini
taşıyordun yüzünde. Aynı resimleri görmüş, aynı şarkıları sevmiş, aynı
yalanlara kanmış ; farklı yerlerde , farklı zamanlarda başka başka
insanlarla beraberken aynı görüntüleri kazımıştık belleğimize. Farklı bir
yerde , ayrı bir zamanda kesişseydi seninle yollarımız, aynı tonuna
vurulduğumuz yeşilin içinde kaybolabilirdik seninle. Ama yollar burada ve
şimdiki zamanda kesişti. Biz önce benzerliklerimize aşık olup durakladık
sonra kendimizden ne kadar nefret ettiğimizi hatırlayınca birbirimizden
kaçtık.
Aslında hiç bir şey şu an olduğundan daha farklı olamazdı. Yaşananlar dört
inci tanesinin dışına taşamazdı. Hayatın anlamını çok kısa bir süre için
ellerimizde tuttuk , çok kısa bir süre için elele durduk ; sonrada korktuk ,
kaçtık . Ben yüzümün kızarmasından , kekelememden, sakarlığımdan kaçtım; sen
sesinin titremesinden , kelimelerin başkaldırısından, gözlerindeki ürkek
pırıltıdan korktun. Biz bütün insanların dışında ayrı ve yalnız
dünyalarımıza hap solmuş , yaşayıp gidiyorduk ayrı ve farklı yerlerde.
Birden çoğullaşınca , hep korktuğumuz ama bunu kendimize hiç itiraf etmeden
aralarında yaşadığımız insanlar gibi şaşkınlaşınca , onlar gibi aşık olunca
inanamadık gördüklerimize, hissettiklerimize ve yaptıklarımıza.
Masum bir öpüş, ufak bir dokunuş dışında hiç bir şey yapmamıştık oysa. Biraz
daha insanca hissetmiştik, biraz daha ümitlenmiştik. Gözlerimizde sevgiyi
görmüştük; biraz mutlu olmuştuk. Önce sen farkına vardın gerçeklerin. İlk
önce sesini çaldın benden sonra hayallerimi umursamazlığının kör kuyusuna
attın; ama bütün bunları yaparken gözlerine takılmış o iki ürkek kıvılcımı
saklayamadın. Karanlığı ateşe veren gözlerindeki o iki ufak sevgi
kırıntısını söküp atamadın. Bense yaşamaya devam ettim. Yıkılmadım ama
yıldım. Bitmedim ama yoruldum. Seni metrelerce uzakta bir camın arkasında
yağmuru seyrederken;kardeşim yağmura bakıp , gözlerindeki hüzünle bir
şeyleri beklerken gördüğümde beklediğin şeyin ben olduğunu düşündüm ve bunun
gerçek olmadığını bilerek uzun zamandır ilk kez ağladım.
Şimdi yeni başlangıçlar , yeni yüzler, yeni anlar var önümde . Oysa ben
kocaman taş bir duvarın en olmadık yerinde yaşamı kucaklayan küçük bir ot
parçası kadar yalnız ve kırgınım. Dayanmaya gücüm var fakat sevmeye , umut
etmeye yetecek kadar çok değil. Anlık kararlarla belirlenen yaşamım evrenin
sonsuzluğu yanında giderek kısalıyor ve ben hayattan hiç bir şey beklemem
gerektiğini bildiğim halde asla gelmeyecek olanı, seni özlüyorum. Artık, bir
gün yaşamının mutluluğuna kavuşacaksın yalanlarıyla kandırmıyorum kendimi.
Var olmayan dün ve var olmayacak olan yarın arasında bir kovalamaca da bir
yanılsama şeklinde yaşıyorum ve içimde parmaklarımın arasından kayıp gitmiş
olanın acısını taşıyorum.
Sonunu bildiğimiz ama hep farklı ve mutlu bir sonun gerçekleşmesini
umduğumuz bir aşk öyküsü gibiydi seninle anlarımız. Hayatın duraksamayan
devinimi içinde bir kaç kareye sıkışıp kalmış , fotoğrafların arka
planlarında görüntülerden kopuk, donuk bakışlarıyla yaşamı seyreden yüzler
gibiydi hissettiklerimiz. Birbirimiz olamazdık, birbirimizin olmazdık;
kendimizden nefret ederken bir benzerimizle mutlu olamazdık. Zaten kopuk ve
tepkisini çekerek yaşadığımız çevremizin zayıflıklarımızı anlamasına , bizi
en özel ve gizli yerimizden yaralamasına dayanamazdık. Bir dağın iki ayrı
yamacında akan , aynı nehrin iki ayrı koluyduk ve işte bu yüzden bir arada
olamazdık.
Dost da olamazdık seninle. Zamanlarımız farklıydı. Farklı meridyenlerde aynı
paralelde yaşıyorduk. Aramızdaki zaman farkı düşünce ve his birliğimizi
önemsiz kılıyordu. Senin çoktan aşıp geçtiğin yollarda ben yeni ter dökmeye
başlamıştım. Aslında hiç bir zaman ve asla kesişmemeliydi yollarımız. Aynı
düzlemde buluşmamalıydı dünyalarımız. Tam da hayat beni artık şaşırtmaz,
ondan her şeyi beklemeyi öğrendim derken , gece bir çığlık attı ve
seslerimiz aynı meridyende karşılaştı. Ama dünya aynı dünyaydı , zaman aynı
zamandı ve hayatın tek bir hamlesiyle her şey, herkes eski yerine , eski
yaşamına geri döndü. Hiç kimse aynı değildi ama artık. Şaşkın bir kuşun
kafesinden kaçması gibi düşüncelerimizden kaçan ruhlarımız bir yerlerde
buluşuvermişti ve bundan sonra bizim için hiç bir şey eskisi gibi olamazdı.
Şimdi ben eski yaşamımda yeni bir insan olarak yaşıyorum. Acı çekmiyorum
diyemem ama bu sarsıntıyı atlatacak kadar güçlüyüm. En azından öyle olduğuma
inanmak zorundayım. Yüzümde senin kardeşim dediğin insanın görebildiği ama
senin ve dostlarımın göremediğiniz , fark edemediğiniz bir tedirginlikle
geçiyorum yollardan. Hayatın gerçekliğiyle uyuşmadığı için mutlu sonla biten
filmlerden nefret eden bir insandım ama şimdi sonunda mutluluk olmayan
filmlere gidemiyorum; sahte ve anlık da olsalar acı çekmeye , insanların acı
çektiğini görmeye dayanamıyorum. Durup dururken eski mutlu günler geliyor
aklıma. Seninle hiç bir benzerliği olmayan bir insanla yaptığımız küçük
şehir içi turlarını, İstanbul'un tarih ve gizem kokan sokaklarında
kaybolmalarımızı hatırlıyorum. Onun dokunuşundaki sıcaklığı , içimi yakan
gülüşünü, bana verdiği küçük ama beni önemsediğini gösteren armağanları,
dudaklarımda buruk bir gülümseyişle anımsıyorum. Zamanın en masum yerinde
saklanmış ,o hayatın ve kendi gerçekliğinin farkında olamayan , acılar
arasında bile kendine mutlu olabilecek küçük yaşantılar bulabilen o küçük
kızı özlüyorum. Yaşamını acının rengini bulmaya adamış bir ressam ,
yanılsamaların fotoğrafını çekmeye çalışan bir fotoğrafçı, mutluluğun
şiirini yazmaya çalışan bir şair gibi sürekli bir arayış içinde yaşamımın
anlamını arıyorum.
Belki bitti, belki d bir gün bir yerde yeniden başlayacak seninle
paylaşımımız . Belki bir gün hiç beklemediğimiz bir anda bizi terk edecek
korkularımız; kaybedecek tek şeyimizin zincirlerimiz olduğu anlayıp
parçalayacağız onları. Belki bir gün kendimizden daha gerçek ve doğru hiç
bir şeyin olmadığını görüp yıkacağız duvarlarımızı . Belki bir gün yeniden
yan yana gelecek yüzlerimiz, dokunuşun sıcaklığına teslim olacak hislerimiz.
Belki bir gün , hiç bir şeyim ve her şeyim, güneşin son bakışının kına
koktuğu yerde birleşecek ellerimiz...
DoubleSolution.com Internet Services